Akdeniz Üniversitesi'nde 11 astronot kanser tedavisi gören çocuklara moral verdi

77. Uluslararası Uzay Kongresi için Antalya'da bulunan 11 astronot, Akdeniz Üniversitesi'nde kanser tedavisi gören çocuklarla buluştu ve İleri Sağlık Araştırmaları Merkezi'ni ziyaret etti. Alper Gezeravcı, buluşmanın kendilerini etkilediğini ve ilham verici olduğunu söyledi.
Akdeniz Üniversitesi 'nde 11 astronot, önce kanser tedavisi gören çocukların hayallerine ortak olarak onlara moral verdi, ardından kanserle mücadelede yeni nesil tedavilerin geliştirildiği İleri Sağlık Araştırmaları Merkezi'ni ziyaret etti. Çocuklarla buluşmanın kendilerini derinden etkilediğini belirten Türkiye'nin ilk astronotu Tuğgeneral Alper Gezeravcı , bugünkü buluşmanın ilham verici olduğunu söyledi.
77. Uluslararası Uzay Kongresi için Antalya'da bulunan 11 astronot, Akdeniz Üniversitesi ile Türkiye Uzay Ajansı, International Astronautical Federation (IAF) International Astronauts Chapter iş birliğinde düzenlenen programda Akdeniz Üniversitesi öğrencileriyle bir araya geldi. Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde Türkiye'nin uzaya giden ilk Türk astronotu Tuğgeneral Alper Gezeravcı ve Türkiye'nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever'in yanı sıra astronotlar Nora Almatrooshi, Hazzaa Almansoori, Reinhold Ewald, Tibor Kapu, Julie Payette, Sian Proctor, Sawosz Uznaski-Winiewski, Frank Viehboch ve Soyeon Yi, ilk olarak Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile makamında bir araya gelerek sohbet etti. Rektör Özkan ve astronotlar, daha sonra İleri Sağlık Araştırmaları Merkezi'ni gezdi. Kanser tedavisi ve araştırmalarında Türkiye'nin ilk merkezi olan İleri Sağlık Araştırmaları Merkezi'ni ziyaretin ardından astronotlar ve Rektör Özkan, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümünde kanser tedavisi gören çocuklarla bir araya geldi. Alper Gezeravı, İleri Sağlık Araştırmaları Merkezi'ne ve Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümüne yaptıkları ziyaretlere değinerek, yapılan çalışmaların çok kıymetli olduğunu belirtti.
Ziyaretlerin ardından Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen programa astronotların yanı sıra Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Esra Cenkci, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Uzay araştırmaları insanlıktan bir kaçış değil insanlığın keşfidir
Programın açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, uzay araştırmaları ile tıp dünyası arasındaki güçlü bağa dikkat çekti. Rektör Özkan, üniversitenin nakil başarılarından hücresel tedavilere uzanan vizyonu ve uzay tıbbına değinerek, "Uzaya gitmek insanlıktan kaçış değil, insanlığın kendisini keşfetmesidir" dedi.
Rektör Özkan, gece gökyüzüne bakmanın aslında insanın kendi içine bakması anlamına geldiğini belirtti. İnsanlığın binlerce yıldır "Nereden geliyoruz?", "Yalnız mıyız?" ve "Neden buradayız?" sorularını sorduğunu hatırlatan Rektör Özkan, uzay merakının sadece uzak galaksileri değil, insanın kendi varoluşunun anlamını arayışın da bir parçası olduğunu ifade etti. Uzayın artık bir keşif hedefinden çok daha fazlasına dönüştüğünü belirten Rektör Özkan, mikro yerçekimi ortamının insan vücudu üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "Mikro yerçekimi ortamında insan vücudu değişmeye başlar. Kemik oluşumu yavaşlarken, kemik kaybı devam eder. Etkili önlemler alınmadığında astronotlar her ay kemik kütlelerinin yaklaşık yüzde 1 ila 2'sini kaybedebilir. Bilim insanları bu süreci inceleyerek yalnızca astronotları nasıl koruyabileceklerini değil, aynı zamanda yaşlandıkça kemiklerimizin neden zayıfladığını ve Dünya'da osteoporozu nasıl daha iyi tedavi edebileceğimizi de öğreniyor" şeklinde konuştu.
Uzay uçuşlarının hücreleri, kasları ve biyolojik sistemleri yaşlanmaya benzer şekillerde etkilediğini vurgulayan Rektör Özkan, "Bazen Dünya'da bize ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için Dünya'dan ayrılmamız gerekiyor" dedi.
Mars'taki acil durumlardan uzak köylere: Tıbbın geleceği
Uzay araştırmalarının tıp bilimini dönüştürdüğünü ifade eden Rektör Özkan, Mars görevleri gibi uzak mesafe uçuşlarında ambulans veya hastane imkanı olmayacağını hatırlatarak, geleceğin uzaktan uzman desteğine, akıllı tıbbi sistemlere ve robotik cerrahiye bağlı olacağını belirtti. Uluslararası Uzay İstasyonu'nda minyatür bir cerrahi robotun Dünya'daki cerrahlar kontrolünde simüle edilmiş görevleri başardığını söyleyen Rektör Özkan, astronotlar için geliştirilen bu teknolojilerin bir gün uzak köylere, afet bölgelerine ve sağlık hizmetinden uzak topluluklara uzman bakımı ulaştıracağını dile getirdi. Uzayda canlı doku ve organ üretimi konusundaki gelişmelere de değinen Rektör Özkan, mikro yerçekimi ortamındaki biyobaskı çalışmalarının gelecekte nakil amacıyla kullanılabilecek karmaşık doku ve organların üretilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti. Bu vizyonun Akdeniz Üniversitesi için özel bir anlam taşıdığını ifade eden Rektör Özkan, tıp ekiplerinin imkansız görünenleri gerçeğe dönüştürdüğünü söyledi. Rektör Özkan, yüz nakli, dünyanın ilk başarılı rahim nakli ve kol nakli başarılarının sadece cerrahi dönüm noktaları olmadığını, bilim, cesaret, teknoloji ve şefkatin birleşimiyle neler yapılabileceğini gösterdiğini belirtti. Rektör Özkan, bu nakillerin insanlara kimliklerini, annelik ihtimalini, bağımsızlıklarını ve onurlarını yeniden kazandırdığını vurguladı.
Hastanın kendi bağışıklık hücreleri kansere saldıracak
Akdeniz Üniversitesi bünyesinde yakın zamanda kurulan Hücresel Tedavi Merkezi ile CAR-T hücre tedavisi gibi yenilikçi alanlara ilerlediklerini açıklayan Rektör Özkan, hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin kansere saldıracak şekilde yeniden programlandığı bu sürecin tıpta köklü bir dönüşüm olduğunu ifade etti. Uzay araştırmaları ile tıp arasındaki bağı "hasar görmüş parçaları değiştirmekten, canlı sistemleri yeniden programlamaya; bedeni onarmaktan, bedene kendisini nasıl iyileştireceğini öğretmeye doğru bir dönüşüm" olarak tanımlayan Rektör Özkan, "Uzay araştırmalarının insanlıktan bir kaçış olmadığına inanıyorum. Uzay araştırmaları, insanlığın keşfidir. Bizler, evrenin kendisi hakkında sorular sorabilecek yeteneğe ulaşmış, evrenin küçük bir parçasıyız. Asıl armağanımız, bütün cevaplara sahip olmamız değildir. Asıl armağanımız, soru sormaya de
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!