Antalya'da B hücreli lösemide yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısına ulaşıldı

yaklaşık 14 saat önce
08 Kasım 2026, 06:36
0 görüntülenme
Antalya'da B hücreli lösemide yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısına ulaşıldı

Antalya'da düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi'nde, lenfoblastik löseminin B hücreli tiplerinde yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısı elde edildiği açıklandı. Ünüvar, lösemili çocukların büyük bölümünün başarıyla tedavi edilebildiğini belirtti.

Antalya 'da düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi'nde, çocukluk çağı lösemisinin bir türünde tedavi başarısının yüzde 85-90'ın üzerinde olduğunu açıklayan Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, "Lösemili çocuklarımızın büyük bir bölümünü başarıyla tedavi edebiliyoruz. Örneğin, lenfoblastik löseminin özellikle B hücreli tiplerinde yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısı elde edilebiliyor" dedi. Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap ise yapay zekanın kullanılmasına ilişkin uyarıda bulunarak, "Yapay zeka hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde giderek daha fazla kullanılacak gibi görünüyor. Ancak bu, hekim olmadan yapay zekanın her şeyi yapabileceği anlamına gelmiyor" ifadelerini kullandı.

Türk Hematoloji Derneği tarafından 3-7 Kasım tarihleri arasında Antalya'nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm merkezinde düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi, bin 200'ü aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. Kongre kapsamında 34 oturum düzenlenirken, bilimsel değerlendirmeler sonucunda 346 bildiri kabul edildi. Kongre sonunda gerçekleştirilen basın toplantısında Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, derneğin İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu ve Araştırma Sekreteri Prof. Dr. A. Emre Eşkazan, hematolojik hastalıkların tanı ve tedavisindeki gelişmeleri değerlendirdi.

"Yapay zeka yanılabiliyor, dikkat etmek gerekiyor"

Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, kongreye ilişkin verdiği bilginin ardından, yapay zekanın hematolojik hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde kullanımına ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirtti. Dernek bünyesinde geçen yıl Yapay Zeka Bilimsel Alt Komitesi kurduklarını aktaran Mehtap, hastalıkların tanısına yardımcı olacak modeller üzerinde çalışıldığını ve komite tarafından hazırlanan 4 bildirinin Amerikan Hematoloji Derneğinin (ASH) kongresinde kabul edildiğini söyledi.

Yapay zekanın bazı laboratuvar incelemelerinde hücrelerin tanınması ve ilaçların birlikte kullanımına bağlı muhtemel yan etkilerin değerlendirilmesi gibi alanlarda kullanılabildiğini anlatan Mehtap, şu ifadeleri kullandı: "Yapay zeka hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde giderek daha fazla kullanılacak gibi görünüyor. Ancak bu, hekim olmadan yapay zekanın her şeyi yapabileceği anlamına gelmiyor. Hastalık dinamik bir süreç. Sabah gördüğümüz bir hastanın durumu bir iki saat içerisinde değişebiliyor. Dolayısıyla bu sistemler henüz yüzde 100 kullanılabilir durumda değil. Örneğin periferik yaymaların incelenmesinde, hücrelerin tanınmasında yapay zeka kullanılabiliyor. Onda bile yapay zeka yanılabiliyor. Bu programlarda dikkat etmek gerekiyor."

B hücreli lösemide yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısı elde ediliyor"

2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla çocukluk çağı lösemilerindeki gelişmelere değinen Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, tanı yöntemleri ve yeni tedavi seçenekleri sayesinde önemli başarılar elde edildiğini söyledi. Ünüvar, "Özellikle teşhise ait yöntemlerdeki gelişmeler, güncel tedavi seçeneklerindeki yenilikler ve bilim dalları arasındaki yoğun iş birliği sayesinde lösemili çocuklarımızın büyük bir bölümünü başarıyla tedavi edebiliyoruz. Örneğin, lenfoblastik löseminin özellikle B hücreli tiplerinde yüzde 85-90'ın üzerinde tedavi başarısı elde edilebiliyor" dedi.

Tedavi başarısının hastanın risk grubuna, uygulanan tedaviye verdiği yanıta ve laboratuvar sonuçlarına göre değişebildiğini belirten Ünüvar, Türkiye'deki merkezlerde gelişmiş ülkelerin önemli sağlık kuruluşlarındaki başarı düzeylerine ulaşıldığını ifade etti. Lösemi tedavisinin uzun ve zorlu bir süreç olduğunu vurgulayan Ünüvar, aileler ve farklı uzmanlık alanlarıyla yürütülen iş birliğinin önemine dikkat çekerek, "Ancak bizim için yalnızca hastalığı yenmek yeterli değil. Sonuçta çocuklarımızın önünde uzun bir yaşam süresi var. Yaşlarının gerektirdiği ihtiyaçları gözetmek ve tedavinin ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek etkilerini yakından takip etmek de oldukça önemli. Çünkü her çocuğun sağlıklı bir geleceğe ihtiyacı var" diye konuştu.

Türkiye'de bir yılda 4 bin 215 kök hücre nakli yapıldı

Hematolojide hücresel tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi veren Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, Türkiye'de 2025 yılında 1681'i allojenik, 2534'ü otolog olmak üzere toplam 4 bin 215 kök hücre nakli gerçekleştirildiğini açıkladı. Hematopoetik kök hücre naklinin hastanın kendi hücreleriyle veya uygun bir vericiden alınan hücrelerle yapılabildiğini anlatan Ateşoğlu, allojenik naklin akut lösemi, dirençli lenfoma, aplastik anemi ve bazı genetik hastalıkların tedavisinde kullanıldığını belirtti.

Nakil için uygun verici bulunmasının önemine dikkat çeken Ateşoğlu, "Bağışçı olan kişilerin, özellikle kök hücrelerin toplanacağı son aşamaya gelindiğinde kararlarından vazgeçmemeleri son derece önemli. Çünkü bu süreçte vericinin vazgeçmesi, nakil bekleyen hasta açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor" dedi.

CAR-T tedavisinde çalışmalar sürüyor

Kanser tedavisinde kullanılan yeni yöntemlerden CAR-T hücre tedavisine de değinen Ateşoğlu, Türkiye'de bazı merkezlerde çalışmaların başladığını ancak yöntemin henüz rutin olarak uygulanamadığını söyledi. Tedavinin hastanın kendi bağışıklık sistemi hücreleri kullanılarak gerçekleştirildiğini belirten Ateşoğlu, "Bu yöntemde hastanın kendi bağışıklık sistemi hücrelerinden olan T hücrelerini alıyoruz. Bu hücreleri kanser hücrelerini tanıyıp onlarla savaşabilecek şekilde yeniden düzenleyerek hastaya geri veriyoruz. Tedavinin temel mantığı bu" ifadelerini kullandı.

CAR-T tedavisinin özellikle kemoterapiye yeterli yanıt vermeyen bazı hastalarda önemli bir seçenek olarak değerlendirildiğini belirten Ateşoğlu, yöntemin Türkiye'deki kullanımının ve erişilebilirliğinin artmasının önemine işaret etti.

"Kansızlığın nedeni belirlenmeden demir kullanılmamalı"

Türk Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri Prof. Dr. A. Emre Eşkazan ise halk arasında kans

#Antalya#Güncel#Sağlık

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!