Duran, geleceğin algoritmalara değil insanlara ait olması gerektiğini söyledi

yaklaşık 3 saat önce
07 Kasım 2026, 14:16
0 görüntülenme
Duran, geleceğin algoritmalara değil insanlara ait olması gerektiğini söyledi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, TRT World Forum'un ikinci gününde, geleceğin algoritmalara teslim edilmemesi ve onlara insani ve etik yön verilmesi gerektiğini söyledi. Duran, gerçek görünmez kılındığında dezenformasyonun daha da güçleneceğini belirtti.

TRT World Forum'un ikinci gününde konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Bir gazeteci tanıklarla mülakat yapmak, belgeleri kontrol etmek ve bir haberi doğrulamak için haftalar harcayabilir. İnternette yayımlandığında, haberin erişimi gazetecinin açıklayamadığı kararlar veren bir algoritmaya bağlıdır. Yapay zeka, araştırmayı kaynağını belirtmeden özetleyebilir. Okuyucular bilgiye ulaşırken, o bilgiyi üreten haber merkezi finansal zorluk çeker. Gazeteciler kanıt toplamak için hayatlarını riske attığında ama algoritmalar çalışmalarının kamuoyuna ulaşmasını engellediğinde ne olur? Gerçek görünmez kılındığında dezenformasyon daha da güçlü hale gelir. Algoritma çağında idarenin kimde olduğunu sorarak başladık. Belki de daha önemli soru, onu kimin kontrol etmesi gerektiğidir. Benim cevabım şudur ki gelecek, insanların elinde kalmalıdır. Muhakeme yürütebilen, gerçeği savunabilen ve seçimlerinin sorumluluğunu üstlenebilen insanların, bu yeteneklere sahip insanların elinde kalmalıdır. Yönümüzü algoritmalara teslim etmek yerine, algoritmalara insani ve etik bir yön vermeliyiz" dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 'TRT World Forum 2026'nın ikinci gününde 'Algoritmik Çağda Kontrol Kimde? Şirketler, Devletler, Vatandaşlar' adlı oturumun açılışında konuştu. Burhanettin Duran, "Dünkü açılışta yaptığım konuşmada, küresel düzenin durumuna ve karşı karşıya olduğumuz yeni gerçekliklere değinmiştim. Bugün ise değerli uzmanlarla birlikte daha spesifik ve belki de daha zor bir soruyu inceleyeceğiz. Algoritma çağında idare kimde? Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki dijital devrimle şekillenen bir çağda. Daha derin bir düzeyde karşı karşıya olduğumuz şey, bir egemenlik meselesi, bir adalet meselesi ve bazen de insanlığın kendisiyle ilgili bir meseledir" diyerek sözlerine başladı.

'GAZETECİLİĞİN BAĞIMSIZLIĞA, FİNANSAL DESTEĞE VE GÜÇLÜ MESLEK İLKELERİNE İHTİYACI VARDIR'

Başkan Duran, "On yıllar boyunca gazeteciliğin kendi 'kapı bekçileri' vardı. Editörler haberlerin doğrulanıp doğrulanmadığına, kamu yararına hizmet edip etmediğine ve haksız bir zarara yol açmadan yayımlanıp yayımlanamayacağına karar verirlerdi. Hepimiz biliyoruz ki sonuçta gazetelerin sahipleri, ticari çıkarları ve siyasi bağlılıkları vardır. Ancak her editoryal kararın arkasında adı, mesleki yükümlülüğü ve sorgulanabilecek bir sorumluluğu olan bir insan duruyordu. Bugün bu bekçi giderek daha fazla bir algoritma haline geliyor. Yüzleşecek bir yüzü ve kararlarına bağlı bir ismi yok. Bu tehlike gazetecilik için ne anlama geliyor? Bir gazeteci tanıklarla mülakat yapmak, belgeleri kontrol etmek ve bir haberi doğrulamak için haftalar harcayabilir. Bir yazı işleri ekibi editörlere, mütercimlere ve hukuk uzmanlarına ödeme yapar. İnternette yayımlandığında, haberin erişimi gazetecinin açıklayamadığı kararlar veren bir algoritmaya bağlıdır. Platform bu ilgiden kar sağlar. Yapay zeka, araştırmayı kaynağını belirtmeden özetleyebilir. Okuyucular bilgiye ulaşırken, o bilgiyi üreten haber merkezi finansal zorluk çeker. Haber artık tek bir tıkla erişilebilir durumda. Peki o halde bir çatışma bölgesinden bildiren muhabirin parasını kim ödeyecek? Perde arkasında çalışan editörün parasını kim ödeyecek? Gazetecilik sadece görünürlükle ayakta kalamaz. Gazeteciliğin bağımsızlığa, finansal desteğe ve güçlü meslek ilkelerine ihtiyacı vardır. Hepsinden önemlisi, gazeteciliğin kendisi onu duyması gereken insanlara ulaşmalıdır" ifadelerini kullandı.

'ÜLKESİNİN TARİHİNİ İNTERNETTE ARAYAN GENÇ BİR İNSANI HAYAL EDİN'

Burhanettin Duran, "Her milletin kendi tarihi, kültürü, dili ve değerleri vardır. Ancak bugün genç nesiller tarihlerini ve kültürel miraslarını giderek daha fazla dijital platformlar aracılığıyla keşfediyor. Ülkesinin tarihini internette arayan genç bir insanı hayal edin. Milyonlarca insan dünyayı anlamak için bu sistemlere başvururken şu soruyu sormalıyız. Gelecek nesillerin kendi geçmişleri hakkında ne bileceğine kim karar verecek? Algoritma çağında idare kimde? Teknoloji şirketleri idarenin kullanıcılarda olduğunu söylüyor. Ne izleyeceklerini, okuyacaklarını veya paylaşacaklarını kendileri seçiyorlar. Ancak algoritmalar ekranlarımızda neyin görüneceğine çoktan karar vermişken bu seçim ne kadar özgür olabilir?" diye konuştu.

'YİNE DE TEKNOLOJİ DEVLERİ SINIRLARI AŞIYOR, MUAZZAM MİKTARDA VERİYİ KONTROL EDİYOR'

Burhanettin Duran, "Devletler kanunlar çıkarabilir ve düzenlemeler yapabilir. Yine de teknoloji devleri sınırları aşıyor, muazzam miktarda veriyi kontrol ediyor ve birçok ülkenin ötesinde kaynakları yönetiyor. Ne şirketler ne de devletler bu soruyu tek başlarına yanıtlayabilir. ve dijital dünyanın geleceğini asla tamamen birkaç güçlü aktörün eline bırakmamamız gerektiğine yürekten inanıyorum. Türkiye için bu aynı zamanda bir dijital egemenlik meselesidir. Bir millet verilerini koruma, kültürel kimliğini muhafaza etme ve kendi hikayesini dünyaya anlatma kapasitesine sahip olmalıdır. Peki teknolojinin insanlığın hizmetinde kalmasını nasıl sağlayabiliriz? Bize yol göstermesi gereken üç temel ilke olduğuna inanıyorum" dedi.

'BİRİNCİ İLKE 'HESAP VEREBİLİRLİK'TİR'

Burhanettin Duran, "Birinci ilke 'hesap verebilirlik'tir. Teknoloji şirketleri kararlarının sorumluluğunu taşımadan kamusal yaşam üzerinde bu derece devasa bir etki kuramazlar. Algoritmaların nasıl çalıştığı konusunda daha fazla şeffaflığa ihtiyacımız var. İnsanlar içeriklerinin neden kısıtlandığını, neden bazı bilgilerin diğerlerinden daha fazla ilgi gördüğünü ve adil olmadığını düşündükleri kararlara nasıl itiraz edebileceklerini anlayabilmelidir. İkinci ilke 'algoritmik dağıtımda adalet'tir. Bazı seslerin milyonlarca insana ulaştığı, bazılarının ise neredeyse hiç duyulmadığı bir dijital dünyayı kabul edemeyiz. Bilgiye erişim, ifade özgürlüğü ve adil muamele; milliyeti, dili veya yaşadığı yer ne olursa olsun herkes için eşit şekilde geçerli olmalıdır. Üçüncü ilke ise çoğulculuktur. Dijital dünya, dünyanın kendi çeşitliliğini yansıtmalıdır. Tek bir

#Burhanettin Duran#Teknoloji#Güncel

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!