Kastamonu'da son hafta 40'ın üzerinde kişi mantardan zehirlenerek hastaneye başvurdu

yaklaşık 3 saat önce
05 Ekim 2026, 09:21
0 görüntülenme
Kastamonu'da son hafta 40'ın üzerinde kişi mantardan zehirlenerek hastaneye başvurdu

Karadeniz'de sonbahar yağışları sonrası artan mantar bolluğu, bilinmeyen türlerin toplanıp tüketilmesiyle zehirlenmelere yol açıyor. Kastamonu'da son bir haftada 40'ın üzerinde kişi hastaneye başvurdu; uzman, belirtilerde sağlık kuruluşuna gidilmesi gerektiğini söyledi.

Karadeniz Bölgesi'nde sonbahar mevsiminde ormanlık alanlarda yaşanan mantar bolluğu sebebiyle çok sayıda mantar zehirlenmesi vakaları yaşanmaya başladı. Konuyla ilgili vatandaşlara uyarılarda bulunan Doç. Dr. Çiğdem Sevim, "Zehirlenme belirtileri sadece bulantı ve kusmayla da kalmıyor. Onlar farkında değiller. Bir gün boyunca kişi hiçbir şey hissetmiyor ve bir anda karaciğer iflas eşiğine geliyor" dedi.

Karadeniz Bölgesi'nde sonbahar yağışlarının ardından ormanlarda mantar bolluğu yaşanıyor. Vatandaşlar ise ormanların yolunu tutarak başta "kanlıca" olmak üzere çeşitli mantar türlerini toplayarak tüketiyor. Çoğu vatandaşın yanlış mantar türlerini toplayarak yemesiyle çok sayıda zehirlenme vakası yaşandı. Kastamonu 'da son bir hafta içerisinde 40'ın üzerinde kişi zehirlenerek hastanelere başvurdu. Yaşanan zehirlenme vakalarının ardından vatandaşlara uyarılarda bulunan Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Sevim, Türkiye'deki 300 mantar türünden 100'ünün yenilmediğini söyledi. Vatandaşların özellikle mantarların birbirine benzemesi sebebiyle zehirli mantarları yediğini ve bunun da zehirlenmelere yol açtığını dile getirdi. Türkiye'deki 10 mantar türünün ölümcül etkilere sebep olabildiğine dikkat çeken Sevim, mantar tüketiminin ardından mide bulantısı, kusma, ishal, karın ağrısı, tansiyon düşüklüğü, boyun ve yüzde kızarma, ağızda metalik tat oluşması ve baş dönmesi gibi belirtilerin ortaya çıkması durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.

"Zehirli mantarların bir tanesinin bile sepetteki mantarlara karışması yeterli oluyor"

Mantarla ilgili bilinen yanlışlara değinen Sevim, "Kastamonu geniş ormanlık arazilere sahip olduğu ve iklim şartları da bunun için çok uygun olduğu için mantar açısından çok gözde illerimizden bir tanesi. Yağışlarla birlikte mantarların oranı da çoğalmaya başladı ve bununla paralel olarak tüketim de artmaya başladı. Toplanan mantarın toplandığı yer kadar türü çok önemli. Mantarlar bünyelerinde ağır metalleri ve kirletici maddeleri taşıyabiliyorlar. Sadece topladığınız yer ormanlık yer değil, sanayi bölgesine yakın ya da kirleticilerin çok olduğu bir yer ya da yol kenarıysa bu da ciddi anlamda bir risk oluşturuyor. Onun için biz genel olarak vatandaşlarımıza doğadan bilmedikleri mantarları toplayarak tüketmemelerini söylüyoruz. Vatandaşlarımız bunu bir aktivite, bir etkinlik şeklinde görüyor. ve 'doğa yürüyüşü yapalım, gördüğümüzde mantarı toplayalım' gibi etkinlikler planlıyorlar. Sizin yıllardır mantar topladığınız bir yer olsa bile aynı türe benzeyen zehirli bir türle aynı bölgede karşılaşma riskiniz var. Mantarlar komşuluk yapabiliyor ve bunu fark etmeden siz onu da toplamış olabiliyorsunuz. Zehirli mantarların bir tanesinin bile sepetteki mantarlara karışması yeterli oluyor. Siz onu tükettiğinizde zehirlenmenize yol açacak" dedi.

"Evde mantarın zehirli olup olmadığını belirleyebileceğiniz bir test ya da farklı bir şey yok"

Sanayi bölgeleri ve kirlilik olabilecek alanlardan mantar toplanmaması gerektiğine vurgu yapan Sevim, "Mantarlar yol kenarında, sanayi bölgelerinin içerisinde ya da kirli alanlardan toplanmamalı. Bu mantarlar bünyelerinde kirli maddeleri de biriktiriyor. Şimdiye kadar ulusal kaynaklara göre Türkiye'de 300'e kadar mantar türü tespit edilmiş. Bunların 100 tanesinin yenilebilir olmadığını ve 10 tanesinin de ciddi ölümcül etkilere sebep olduğunu belirtmişler. Yani her mantar yenilemez. Mesela kanlıca mantarı Kastamonu'da çok tüketiliyor. Başka bir mantara benzerliği ile birlikte çok ciddi zehirlenmelere yol açtığını biliyoruz. Zehirlenme sayılarının da giderek arttığını biliyoruz. Evde mantarın zehirli olup olmadığını belirleyebileceğiniz bir test ya da farklı bir şey yok. Bunu ayırt etmeniz çok zor. Ancak uzmanlar, yıllarca bununla ilgili eğitim alanlar, üreticili sertifikalı bu işi yapan insanlar tarafından üretilen ürünlere yönelmek en mantıklısı. Çünkü siz bunu çıplak gözle ayırt edemeyebilirsiniz" diye konuştu.

Mantarın zehirli olup olmadığını evde anlamanın mümkün olmadığını belirten Sevim, mantar pişerken gümüş kaşık konulması gibi uygulamaların da gerçek dışı olduğunu kaydederek, "Yani gerçekten böyle bir test laboratuarlarda yapılabiliyorsa o kişileri ben davet ediyorum. Birlikte çalışmak istiyorum. Çünkü toksikolojik testler bu kadar kolay değil. Gerçekten değil, gümüş kaşığı referans alamayız. Daha ilginç şeylerle de karşılaşıyoruz. Sirkede bekletmekle zehrinin gideceğini söylüyorlar, 'kurutursak zehri gider' diyorlar. İçinde zehir olan bir yapı var ve biz bunu kuruttuğumuzda zehir nasıl buradan uzaklaşabilir. Zehir içine hapsoluyor. Kuruyunca daha çok hapsoluyor. Çünkü mantarların bazı toksinleri ısıya dayanıklı. Siz bunu yok edemezsiniz. 'Soğanla pişirirsek, ayran içersek, kavurursak' gibi çok farklı şeyler okudum. Ama bunların hiçbirinin bilimsel bir geçerliliği yok. Evde hızlıca bunu teşhis edebileceğiniz, tanısını koyabileceğiniz, bu 'zehirli ya da zehirsiz' diyebileceğiniz hiçbir yöntem yok" şeklinde konuştu.

"Zehirlenme belirtileri sadece bulantı ve kusmayla da kalmıyor"

En çok zehirlenmelere sebep olan mantarlarla ilgili bilgi veren Sevim, "Acil servise başvurulara sebep olan mantarların önemli bir kısmını 'köygöçüren' mantarı oluşturuyor. Amanita türlerini de söyleyebiliriz. Bunlar en zehirli mantar türleri. Bunlar diğer doğa mantarlarıyla da çok kolay bir şekilde karışabiliyorlar. Kişi bunları tükettiğinde çok ciddi, böbrek, karaciğer kaybı yaşayabiliyor ve ölümüne sebebiyet verebiliyor. Çünkü içinde toksinler var. Zehirlenme belirtileri sadece bulantı ve kusmayla da kalmıyor. Onlar farkında değiller. Bir gün boyunca kişi hiçbir şey hissetmiyor ve bir anda karaciğer iflas eşiğine geliyor. Bu toksinleri yavaş yavaş içinizi oyan bir mikrop gibi düşünebilirsiniz. Çok ciddi oranda ölüme sebebiyet verebilen, organ kaybına sebebiyet veren Amanita türlerinden bahsediyoruz. Falloides (köygöçüren) de burada ölüm şapk

#Karadeniz#Kastamonu#Güncel#Sağlık#Yaşam#Çevre

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!