Meme kanserinde erken tanı ve kişiye özel tedavinin önemini Doç. Dr. Altıntaş anlattı

Doç. Dr. Altıntaş, meme kanserinin tek tip hastalık olmadığını, tedavinin tümörün biyolojik özelliklerine göre planlandığını söyledi. Altıntaş, Türkiye'de 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi uygulandığını ve erken tanının tedavi başarısında önemli olduğunu belirtti.
MEME kanserinin artık tek tip bir hastalık olarak değerlendirilmediğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, "Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürürken, hastalığın tanı ve tedavisinde de önemli değişimler yaşanıyor. Tümörün biyolojik özellikleri tedavi planının belirlenmesinde önemli rol oynuyor. Meme kanserinde erken tanı, tedavinin başarısında önemli bir basamak'" dedi.
Meme kanserinin her yaşta ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Medicana Çamlıca Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, "Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) güncel verilerine göre meme kanseri, 186 ülkenin 164'ünde kadınlarda en sık görülen kanser olurken, aynı yıl yaklaşık 2,4 milyon kadın meme kanseri tanısı aldı. Hastalık nedeniyle yaşamını yitiren kadınların sayısı ise 694 bine ulaştı. Meme kanserinin görülme riski yaşla birlikte artarken, hastalık yalnızca ileri yaş kadınlarda görülmüyor" dedi.
Doç. Dr.Altıntaş, erken tanının hastalığın seyrinde belirleyici rol oynadığını belirterek, "Meme kanserinde amaç yalnızca hastalığı tedavi etmek değil, hastalığı mümkün olduğunca erken evrede yakalayabilmek. Bunun için kadınların memelerindeki normal görünüm ve yapıyı tanımaları, değişiklikleri önemsemeleri ve yaşlarına ve risk durumlarına uygun tarama programlarını aksatmamaları gerekiyor" dedi.
'MEME KANSERİ HER ZAMAN BELİRTİ VERMEYEBİLİR'
Meme kanserinin en bilinen belirtisinin memede yeni ortaya çıkan bir kitle olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, her meme kitlesinin kanser anlamına gelmediğinin de altını çizdi. Memede yeni gelişen veya giderek belirginleşen bir kitle, meme ya da koltuk altında şişlik, meme boyutunda veya şeklinde değişiklik, meme cildinde çökme ya da kalınlaşma, meme başında içe çekilme veya süt dışı özellikle kanlı akıntı gibi bulguların değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
"Memede fark edilen her değişiklik kanser değildir; ancak yeni ortaya çıkan ve kişinin normal meme yapısından farklı olan bir değişiklik mutlaka değerlendirilmelidir" diyen Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, özellikle ağrısız olduğu için ihmal edilen kitlelere dikkat çekti.
Meme kanseri erken evrede herhangi bir belirtiye yol açmayabileceği için yalnızca kişinin kendi kendine yaptığı kontrole güvenilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, tarama programlarının önemine dikkat çekerek "Mamografi, henüz elle hissedilebilecek büyüklüğe ulaşmamış bazı meme kanserlerini de ortaya çıkarabiliyor" dedi.
'KADINLAR MEMELERİNİ TANIMALI, DEĞİŞİKLİKLERİ İHMAL ETMEMELİ'
Meme farkındalığının erken başvuru açısından önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, kendi kendine meme kontrolünün günümüzde tek başına bir kanser tarama yöntemi olarak değerlendirilmediğini belirtti. "Kadınların memelerinin normalde nasıl göründüğünü ve nasıl hissettirdiğini bilmeleri önemli. Amaç her ay mutlaka belirli bir teknikle kendi kendine muayene yapmak değil; kişinin kendi normalini bilmesi ve bunun dışında gelişen bir değişikliği fark ettiğinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmasıdır" ifadelerini kullandı.
Dünya Sağlık Örgütü de meme kanserinde erken tanıya yönelik sağlık okuryazarlığını; belirtilerin ve risklerin bilinmesini, şüpheli durumlarda sağlık hizmetine zamanında başvurulmasını ve tanı konulduğunda tedavinin geciktirilmemesini meme kanseriyle mücadelede temel unsurlar arasında değerlendiriyor.
'TÜRKİYE'DE 40-69 YAŞ ARASI KADINLARA İKİ YILDA BİR MAMOGRAFİ ÖNERİLİYOR'
Meme kanserinde tarama programlarının kişinin yaşına ve risk durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Altıntaş, Türkiye'de toplum tabanlı meme kanseri tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi uygulandığını hatırlattı.
Doç. Dr. Altıntaş, Bununla birlikte, ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü, genç yaşta meme kanseri öyküsü, BRCA1 ve BRCA2 gibi kalıtsal gen değişiklikleri veya genç yaşta göğüs bölgesine radyoterapi alınması gibi durumlarda kişinin standart tarama grubundan farklı değerlendirilebileceğine dikkat çekti.
Doç. Dr. Altıntaş, "Her kadın için aynı tarama programı uygun olmayabilir. Özellikle ailesinde meme kanseri bulunan veya genetik açıdan yüksek risk taşıyan kadınların risk değerlendirmesi için hekimle görüşmesi ve gerektiğinde daha erken yaşta ve farklı görüntüleme yöntemleriyle takip edilmesi gerekebilir" dedi.
Doç. Dr. Altıntaş, "Yüksek risk grubundaki kadınlarda mamografiye ek olarak meme ultrasonu ve gereken kişilerde meme MR'ının da değerlendirilmesi öneriliyor. Amerikan Kanser Derneği, yaşam boyu meme kanseri riski yaklaşık yüzde 20-25 ve üzerinde olan veya BRCA1/2 mutasyonu gibi belirli yüksek risk faktörleri bulunan kadınlarda kişiye özel daha yoğun tarama yaklaşımını öneriyor" diye konuştu.
'RİSK FAKTÖRLERİ SADECE AİLE ÖYKÜSÜYLE SINIRLI DEĞİL'
Meme kanseri riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla açıklanamayacağını belirten Doç. Dr. Altıntaş, yaş, kadın cinsiyeti, aile öyküsü, bazı kalıtsal gen değişiklikleri, fazla kilo ve obezite, fiziksel aktivite yetersizliği, alkol kullanımı, üreme ve hormonal faktörler ile daha önce göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış olmasının risk üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.
Ancak meme kanseri tanısı alan kadınların önemli bir bölümünde bilinen tek bir risk faktörü bulunmadığını belirten Doç. Dr. Altıntaş, "Ailesinde meme kanseri olmayan bir kadının risk taşımadığı düşünülmemeli. Risk faktörlerinin bulunmaması meme kanserinin gelişmeyeceği anlamına gelmez. Bu nedenle toplumdaki bütün kadınların yaşlarına uygun tarama programlarına katılması önem taşıyor. DSÖ verileri de meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 80'inin kadın cinsiyeti ve yaş dışında belirgin bir özgül risk faktörü bulunmayan kişilerde ortaya çıktığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.
'MEME KANSERİNDE TEDAVİ ARTIK DAHA KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ'
Meme kanseri tanısı konulduğunda tedavi planının her hasta için aynı olmadığını belirte
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!