Nobel'in dört bilim dalında 769 ödülden yalnızca 30'u kadınlara verildi

yaklaşık 15 saat önce
18 Ekim 2026, 07:06
0 görüntülenme
Nobel'in dört bilim dalında 769 ödülden yalnızca 30'u kadınlara verildi

1901-2026 arasında tıp, fizik, kimya ve ekonomi dallarında verilen 769 Nobel ödülünden yalnızca 30'u kadınlara gitti; bu oran yüzde 3,9. Bu yıl dört bilim dalındaki tüm ödüller erkeklere verilirken uzmanlar sorunun ödül öncesi fırsat eşitsizliğine dayandığını belirtiyor.

"İnsanlığa en büyük faydayı sağlayan kişilere..." Alfred Nobel, 1895 yılında yazdığı vasiyetinde kimlerin 125 yıldır verilen ve kendi adını taşıyan ödülü hak ettiğini ifade etmek için tam olarak bu cümleyi miras bırakmıştı. Her ne kadar bu cümlede bir cinsiyet ayrımı olmasa da ödülün verildiği ilk günden bu yana kadınlar her kategoride küçük bir azınlık olarak kaldı. Tıp, Fizik, Kimya ve 1969 yılından bu yana verilen Ekonomi gibi bilim alanındaki ödüllerde kadınların tarihsel temsiliyeti özellikle düşük. 1901 ve 2026 yılları arasında bu dört disiplinde verilen 769 ödülden yalnızca 30'u kadınlara verildi. Bu oran toplam ödüllerin yüzde 3,9'una tekabül ediyor. Örneğin bu yıl, Ekonomi Nobel ödülünün de açıklanmasıyla birlikte dört bilimsel alandaki tüm ödüllerin erkeklere verildiği kesinleşmiş oldu. Nobel ödüllerindeki bu büyük cinsiyet farkı endişe verici olduğu kadar, kimin bu ödüle layık olduğuna karar verilmeden çok önce başlayan karmaşık bir sorunun da bir göstergesi.

Kraliyet Akademisi ne diyor? İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi ve Karolinska Enstitüsü Nobel Meclisi, ödül sahipleri arasındaki bu cinsiyet dengesizliği nedeniyle yıllardır eleştirilerin hedefinde. Örneğin 2018 yılında bu önyargılarla mücadele etmek için gizli yürütülen aday belirleme sürecinde değişikliğe gittiler. Aynı yıl fizik alanında Donna Strickland, kimya alanında ise Frances H. Arnold Nobel'e layık bulundu. O güne kadar, yani 50 yılı aşkın bir süredir fizik ödülünü hiçbir kadın kazanmamış, aynı dönemde kimya ödülüne ise yalnızca tek bir kadın sahip olabilmişti. İsveçli tıpçı ve bilim insanı Göran Hansson, 2021 yılında BBC Mundo'ya yaptığı açıklamada "Kadınlar yüzlerce hatta binlerce yıldır ayrımcılığa uğruyor. Bu durum Nobel ödülü döneminde de kesinlikle geçerli" demişti. O dönemde Hansson, İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi genel sekreteriydi ve tıpkı bu yıl olduğu gibi o yıl da bilim kategorilerinde hiçbir kadın ödül kazanmamıştı. Hansson, sorunun kendilerinden kaynaklanmadığını ise şu sözlerle açıklamıştı: "Aday gösterilmemiş birine ödül veremeyiz."Kurumun aday belirleyen kişilerini "cinsiyet ve etnik köken konusunda daha açık fikirli" olmaya teşvik ettiğini belirtmişti.

Tıp, fizik, kimya ve ekonomi dallarında kazananlar birbirine oldukça yakın bir prosedürle seçiliyor.Kurum, internet sitesinde bu süreci şöyle açıklıyor: "Her komite, ödül sahipleri, profesörler ve dünya çapında ilgili alanda öne çıkan yetkin kişilere öneride bulunmaları için gizli aday formları gönderir."Öneriler alındıktan sonra komite, "adaylıkları inceler ve ön adayları seçer."Bu aşamada yaklaşık 250 ila 350 isim belirlenir. Ön elemeyi geçen isimler, çalışmalarının değerlendirilmesi için "özel olarak görevlendirilen uzmanlara" gönderilir. Son olarak her komite, nihai adaylara ilişkin tavsiyelerini ilgili ödülü vermekle yükümlü olan kuruma sunar. Kurum üyeleri de çoğunluk oyuyla kazananları belirler. EleştirilerNobel ödülleri modern bilimin gelişimi ile ilgili "çağ dışı" bir bakış açısını devam ettirdiği, ayrıca cinsiyetin yanı sıra sınıf ve ırk temelli ön yargılar barındırdığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Örneğin, 2017 yılında gazeteci Ed Yong, Atlantic dergisinde kaleme aldığı makalede Nobel ödüllerinin "saçmalık" olduğunu söylemiş ve eklemişti: "'Yalnız dahi' mitini yaydıkları sürece, o 'yalnız dahi' neredeyse her zaman beyaz ve erkektir."ABD'deki California San Diego Üniversitesi'nde görev yapan saygın astrofizik profesörü Brian Keating, 2021'de BBC'ye ödül sahiplerinin "Nobel ödülüne karşı çıkmaya başlaması gerektiğini" söylemişti. Keating, "Birisi çıkıp 'Bu ödülü kabul etmiyorum çünkü adil değil, doğru değil, bilimsel keşfin bütününü yansıtmıyor' dediği an komite de planlarını değiştirecektir" demişti. Ancak bilim dallarında bugüne kadar hiçbir ödül sahibi, Nobel'i kendi isteğiyle reddetmedi.Kuruma yönelik eleştirilerin bir kısmı da aday gösterilen kişilerin isimlerinin 50 yıl boyunca gizli tutulması. Eleştirenler, bu durumun seçim sürecinde şeffaflık problemi yarattığını söylüyor.

Nobel ödüllerinde kadınların hak ettiği yeri bulamamasının en sembolik örneklerinden biri, nükleer fisyonun açıklanmasında hayati bir rol oynayan fizikçi Lise Meitner. 30 yıldan fazla birlikte araştırma yürüttüğü çalışma arkadaşı Otto Hahn, 1944 yılında Nobel Kimya Ödülü'nü tek başına almıştı. Daha sonra Meitner'in yıllar içinde 49'dan fazla kez aday gösterildiği ortaya çıktı.Onu aday gösterenler arasında Niels Bohr, Werner Heisenberg ve kendisini toplam yedi kez aday gösteren Maz Planck gibi dönemin en önemli bilim insanları yer alıyordu. Son halkaBBC'nin İspanyolca servisi Mundo'nun görüş aldığı kadın bilim insanları ve uzmanlar, her ne kadar rakamlar endişe verici olsa da Nobel komitelerinin yaptığı seçimlerin, kadınların geride bırakıldığı uzun bir zincirin yalnızca son halkası olduğu konusunda hemfikir. Danimarka'daki Kopenhag Üniversitesi Niels Bohr Enstitüsü'nde araştırmacı olan fizikçi Liselotte Jauffred, tıp, fizik, kimya ve ekonomi dallarındaki Nobel ödüllerindeki cinsiyet uçurumunu inceleyen 2019 tarihli bir araştırmanın ortak yazarlarından biri. Jauffred, BBC Mundo'ya yaptığı açıklamada "Sonuçlar ortada bir sorun olduğunu gösteriyor. Artık Nobel ödüllerinde cinsiyet ayrımcılığı olmadığını söyleyemeyiz çünkü istatistiksel olarak veriler var" dedi. Bununla beraber Nobel komitelerinin seçim yaparken kasti bir cinsiyet önyargısıyla hareket ettiğine inanmak için hiçbir neden olmadığını da sözlerine ekledi: "Bu eşitsizliği doğuran mekanizmalar, Nobel'i son adım olarak kabul edersek, son adıma gelinmeden çok daha önce devreye giriyor."

Londra Kraliyet Bilimler Akademisi üyesi ve Cambridge Üniversitesi fahri profesörü olan fizikçi Athene Donald, Nobel komitelerinde bir önyargının olup olmadığı sorusuna kesin bir dille şu cevabı vermişti: "Bilmiyorum."Donald ardından şöyle demişti: "Şunu biliyoruz, Marie Curie gibi birinin listeye girebilmesi için eşinin mücadele etmesi gerekmişti. Bu çok uzun zaman önce olsa bile bu bilinçdışı önyargının hala devam ett

#Teknoloji#Ekonomi#Bilim#Kadın#Dünya

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!