Organ bağışı oranı Giresun'da 25, Erzurum bölgesinde 1 olarak açıklandı

yaklaşık 8 saat önce
04 Kasım 2026, 08:09
0 görüntülenme
Organ bağışı oranı Giresun'da 25, Erzurum bölgesinde 1 olarak açıklandı

Dernek Başkanı Nilgün Bilal, Türkiye'de PMP oranının 5 civarında olduğunu, Giresun'da 25 çıktığını açıkladı. Bilal, en yüksek bölgesel oranın Bursa'da 11,5, en düşüklerin Erzurum'da 1 ve Diyarbakır'da 1,2 olduğunu ve 30 binin üzerinde kayıtlı hasta bulunduğunu belirtti.

Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Türkiye'de "bir milyon nüfus başına düşen organ bağışı (PMP)" oranının 5 civarında olduğunu, bu oranın il bazında Giresun 'da 25, Balıkesir'de 15,57 çıktığını, bölge bazında ise en yüksek oranın Bursa bölgesinde 11,5, en düşük oranların da Erzurum ve Diyarbakır bölgelerinde 1 ve 1,2 seviyelerinde olduğunu açıkladı.

Bilal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, organ naklinin tıbbın en önemli tedavi yöntemlerinden biri olduğunu, işlevini kaybeden bir organın yerine başka bir insandan alınan organın nakledilmesiyle hastaların yeniden sağlıklarına ve yaşam kalitelerine kavuşabildiklerini söyledi.

Organ naklini diğer tedavilerden ayıran en önemli özelliğin başka bir insanın kararına bağlı olması olduğunu vurgulayan Bilal, şöyle konuştu:

"Organ nakli tıptaki en mucizevi tedavilerden birisi. Çünkü fonksiyonunu göstermeyen bir organ ya da dokunun yerine başka bir insanın organının nakledilmesi ve o kişinin sağlığına, yaşam kalitesine kavuşması tıptaki en büyük mucizelerden birisi. Tıpta tedaviler medikal ya da cerrahidir. ya bir ilaca ya da bir cihaza ihtiyaç duyar ya da bir cerrahiye ihtiyaç duyar. Ama organ nakli bunların bütününü kapsayan, bunun üstünde çok önemli bir farkı daha olan bir tedavi."

Bir insanın başka bir insana yardım etme kararı vermesinin organ naklinin gerçekleşmesini sağladığını belirten Bilal, "Organ nakli yapabilmeniz ve bir insanı sağlığına, yaşam kalitesine kavuşturabilmeniz için başka bir insanın kararına ihtiyaç var. Bu da organ ve doku nakillerinin en büyük farkını ortaya çıkarıyor. Binlerce sağlığını kaybetmiş, ölümle burun buruna olan insanı sağlığına ve yaşamına döndürebilmek için aslında bütün altyapıya sahibiz. Ama tek bir eksiğimiz var, o insanları sağlığına kavuşturacak bir karara ihtiyacımız var. Bu karar da organ bağışı." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'de organ nakline ihtiyaç duyan 30 binin üzerinde kayıtlı hasta var"

Bilal, Türkiye'de organ nakline ihtiyaç duyan 30 binin üzerinde kayıtlı hasta bulunduğunu ve bekleme listelerinde yer almayan, nakil umudunu kaybederek başvuru yapmayan kişilerin de olduğunu söyledi.

Canlı vericilerden böbrek ve karaciğer nakli yapılabildiğini ancak bunun için tıbbi ve etik açıdan uygun bir vericinin bulunması gerektiğini anlatan Bilal, kadavradan bağışın önemine işaret ederek, "Bizim istediğimiz zaten vefat etmiş, toprağa verilecek bedenlerden, toprağa verilmeden önce birkaç organı alıp o hastalara yaşam sunabilmek. Bunu yaptığımız zaman sadece böbrek ve karaciğer değil, kalp, akciğer, pankreas, ince bağırsak, bunların yanı sıra dokular dahil birçok nakli gerçekleştirebiliyoruz. Bir çocuğun dünyaya gelmesine dahi imkan sağlayabilecek mucizevi tedaviler söz konusu." dedi.

"Bağış oranları bölgeler arasında ciddi farklılık gösteriyor"

Türkiye'nin geniş coğrafyası ve kültürel farklılıklarının organ bağışı oranlarına da yansıdığını belirten Bilal, ülke genelinde Sağlık Bakanlığının yürüttüğü tek bir organ ve doku nakli koordinasyon sisteminin bulunduğunu kaydetti.

Bu sistem sayesinde beyin ölümü tanısı konulan kişilerin organlarının ve bağışlanan dokuların güvence altına alınarak denetlendiğini ve en uygun hastaya en hızlı ve güvenli şekilde ulaştırıldığını ifade eden Bilal, bağış sürecinin yalnızca organ nakli koordinatörlerinin ailelerle yaptığı görüşmelerden ibaret olmadığını vurguladı.

Beyin ölümü tanısının konulmasından yoğun bakım sürecine, aile görüşmelerinden organların paylaşımına ve toplumun bilinçlendirilmesine kadar birçok aşamanın bir arada yürütülmesi gerektiğini anlatan Bilal, şunları söyledi:

"Ülkedeki sistem bir tane. Çalışanların eğitimi ve vizyonu da aynı. Ama özellikle kültürel ve coğrafi farklar bölgelerde değişik sonuçlara yol açıyor. Beyin ölümü tanısından, yoğun bakım sürecinden başlayıp organ nakli koordinatörlerinin yürüttüğü süreç, aile görüşmesi, organ paylaşımı ve en önemlisi toplumun farkındalığının artırılmasına yönelik çalışmaların hepsini bir araya getirirseniz organ bağışı ortaya çıkıyor."

Organ bağışının gerçekleşmesi için bireylerin daha önceden bu konuda bilgi ve deneyim sahibi olmasının önemine dikkati çeken Bilal, yoğun bakımda hastaya tıbbın sunduğu bütün imkanların sağlanmasının ardından beyin ölümü tanısının konulabildiğini belirtti.

Beyin ölümü tanısının, hastanın kaybedildiği ve geri dönüşün mümkün olmadığı anlamına geldiğini ifade eden Bilal, bu aşamadan sonra ailelerle kurulan güvene dayalı iletişimin ve sürecin doğru yönetilmesinin önem taşıdığını dile getirdi.

Bilal, "Bir hastaya beyin ölümü tanısı konulmuş ve 'Hastamızı kaybettik, beyin ölümü gerçekleşti' deniyorsa o hasta için yapılacak her şey yapılmıştır. Ondan sonraki aşamada bizim koordinatörler olarak ailelerle kurduğumuz güvenli, iyi iletişim, aileden onay alınması ve sürecin doğru yönetilmesi gerekiyor." diye konuştu.

Türkiye'nin batısında ve Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgelerinde organ bağışı oranlarının daha yüksek olduğunu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ise düşük seviyelerde kaldığını belirten Bilal, bu farklılığın tek başına toplumun yaklaşımıyla açıklanamayacağını söyledi.

Bilal, "Burada kimseyi suçlamak doğru değil. Hem sağlık çalışanlarının süreçteki yaklaşımı hem de toplumun farkındalığı açısından eşit olmayan koşullar sonuçları farklılaştırıyor." değerlendirmesinde bulundu.

En yüksek PMP oranı Giresun ve Balıkesir'de

Bilal, organ bağışı çalışmalarının bölgesel olarak yürütüldüğünü ve Türkiye'nin organ nakli haritası kapsamında 9 bölgeye ayrıldığını belirtti.

Organ bağışı oranlarına ilişkin bölgesel verileri paylaşan Bilal, şunları söyledi:

"Türkiye genelinde bir milyon nüfus başına düşen organ bağışlama (PMP) oranı 5 civarındayken, bu oran il bazında Giresun'da 25, Balıkesir'de 15,57 çıktı. Bölge bazında ise en yüksek oran 11,5 ile Bursa bölgelerinde, en düşük oran da 1 ile Erzurum ve 1,2 ile Diyarbakır bölgelerinde görüldü. Çok büyük fark var. Ama olmaz mı? Olur. Bizim buradaki amacımız Türkiye'de bu işin yapılabileceğini göstermek."

#Diyarbakır#Türkiye#Erzurum#Giresun#Sağlık#Güncel#Bursa

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için giriş yapın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!