TTB, Özel Hastaneler Yönetmeliği değişikliğini yargı kararına uymadığı için eleştirdi

TTB, Özel Hastaneler Yönetmeliği değişikliğinin yargı kararıyla iptal edilen hükümlere uymadığını ve hekimlerin mesleki özerkliğini kısıtladığını bildirdi. TTB, TÜSKA akreditasyonu olan hastanelere denetim muafiyeti getirilmesinin kamusal gözetimin bu ayağını daralttığını belirtti.
(ANKARA) - Türk Tabipleri Birliği (TTB), 29 Ağustos 2026 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği değişikliğini eleştirerek, değişikliklerin, yargı kararıyla iptal edilen hükümlere uymadığını, hekimlerin çalışma olanaklarına ilişkin idari sınırlamaları büyük ölçüde koruduğunu, hekimlerin mesleki özerkliğini kısıtladığını, idari kontrolün sürdürüldüğünü bildirdi.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi'nden, 29 Ağustos 2026 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği'nde yapılan değişikliğe ilişkin yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamada, 30 Ocak 2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliğin çeşitli hükümleri hakkında, Danıştay 10. Dairesi'nin 31 Aralık 2025 tarihli kararı da dahil olmak üzere, farklı davalarda yürütmenin durdurulması kararları verildiği hatırlatıldı. Yönetmelikteki son değişikliklerin, bu yargısal süreçlerin ardından bazı hükümleri yeniden düzenlerken, şekli bir ikame yoluna giderek işletmelere yeni kolaylıklar tanıdığı, hekimlerin çalışma olanaklarına ilişkin idari sınırlamaları ise büyük ölçüde koruduğu belirtildi.
Yönetmelikte yapılan değişiklikle Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) akreditasyonu olan hastaneler için denetim muafiyeti getirildiği ifade edilen açıklamada, "Düzenleme bütün denetimleri kaldırmamakla birlikte, işletmeleri belirli sürelerle olağan denetimin dışına çıkararak kamusal gözetimin bu ayağını daraltmaktadır" değerlendirmesi yapıldı.
Özel hastanelere ruhsatlandırıldıkları tarihten itibaren üç yıl içinde TÜSKA akreditasyon belgesi alma ve belge alamayanlara bilgilendirme tabelası asma zorunluluğu getiren ilgili maddenin yürütmesinin, Danıştay 10. Dairesi'nin 18 Eylül 2025 tarihli kararıyla durdurulduğu hatırlatılan açıklamada, "Yeni düzenleme, zorunluluk modelinin yerine, akreditasyonu olağan denetimden muafiyetle teşvik eden bir model getirmektedir. Burada özel hastaneler lehine bilinçli bir tercihte bulunulmuş, akreditasyon üzerinden sağlık sermayesine denetim ayrıcalığı tanınmıştır" denildi.
Yönetmeliğin 17. maddesinin 4. fıkrasında, "özel hastanelerde konsültan hekim davetinde özel sağlık kuruluşlarındaki kadrolu hekimlere öncelik veren "öncelikle" ibaresinin, "tercihen" olarak değiştirildiği belirtilerek, Danıştay 10. Dairesi'nin 31 Aralık 2025 tarihli kararında, 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu'nun 25. maddesinin, hastaya dışarıdan istediği hekimi çağırabilme imkanı tanıdığına işaret edildiği kaydedildi.
"HEKİMLERİN MESLEKİ ÖZERKLİĞİ KISITLANMIŞ, İDARİ KONTROL SÜRDÜRÜLMÜŞTÜR"
Açıklamada, şu tespitler yapıldı:
"Kadrolu hekimlere öncelik verilmesinin bu hakkı daralttığı; ayrıca acil veya sevkin tıbben riskli olduğu durumlarda konsültan hekime ulaşmayı geciktirerek yaşam hakkı bakımından risk yaratabileceği değerlendirilmiştir. Yapılan değişiklik ile ifadenin bağlayıcılığı yumuşatılmış ancak özel sağlık kuruluşlarında kadrolu çalışan hekimler lehindeki yönlendirme metinde korunmuştur. Konsültan hekimin seçiminde tıbbi gereksinimin ve mesleki yetkinliğin yanına çalışma statüsüne dayalı bir ölçüt yerleştirilmektedir. Muayenehane hekimi ile kadrolu çalışan hekim arasındaki ayrım, konsültasyon düzenlemesinde korunmaktadır. Bakanlık, yargının eleştirdiği ayrımı metinden çıkarmak yerine sadece bu ayrımın ifade biçimini daha şekilde değiştirmiş, bu şekilde özel sağlık kuruluşlarındaki hekimler lehine tercih daha esnek bir ifade ile varlığını sürdürmüştür. Böylece hekimlerin mesleki özerkliği kısıtlanmış ve idari kontrol sürdürülmüştür."
TTB'nin açıklamasında, değişiklikle, muayenehaneden gelen hasta için sözleşmeli hastanede müdahalenin yapılamaması halinde, hekimin talep ettiği başka hastanede işlem yapılabilmesine yönelik vaka bazlı il sağlık müdürlüğü izninin korunduğu da ifade edildi.
Öğretim üyelerinin mesai dışında özel hastanelerde çalışması bakımından, vakıf üniversitesiyle iş birliği protokolü şartı yerine, "bakanlıkça onaylanmış uzmanlık eğitim programı bulunması ölçütü" getirildiği de aktarılan açıklamada, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, 9 Nisan 2026 tarihli kararıyla ilgili maddede yer alan "vakıf üniversiteleriyle iş birliği protokolü bulunan" ibaresinin yürütmesini durdurduğu hatırlatıldı. Açıklamada, "Bakanlık, mevcut değişiklikle ek koşul yaklaşımından vazgeçmemekte, öğretim üyesinin bu kapsamda çalışabileceği hastaneleri bu kez uzmanlık eğitim programı ölçütüyle belirlemektedir. Böylece mesleki faaliyet, yine hastanenin sahip olduğu kurumsal statüye bağlanmaktadır" denildi.
MUAYENESİNİ KAPATAN HEKİMLERİN STATÜSÜ
Yönetmelik değişikliğiyle ayrıca, muayenehanesini kapatan hekimlerin statüsüne ilişkin koşulların düzenlendiği ve "başka bir sağlık kuruluşunda çalışmama" şartının kaldırıldığı belirtilerek, "1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla faal muayenehanesi olan hekimlerin muayenehanelerini kapatmaları halinde, muayenehanelerini kapattıkları ildeki en fazla iki özel hastanede kadro dışı geçici olarak çalışmalarına izin verilmiştir. Bu hekimlerin yeniden muayenehane açmaları halinde bu madde kapsamında verilen kadro dışı geçici çalışma hakkı sona erecektir" tespiti yapıldı.
Yönetmeliğe eklenen geçici 15. madde ile 30 Ocak 2025 tarihinden önce ruhsatlandırılmış özel hastanelerin, yeni yönetmelikteki fiziki şartlardan kural olarak muaf tutulduğu, ancak 30 Ocak 2025 itibarıyla özel hastanelerde yapılan değişiklikler ile geçici 2. madde kapsamında yer alan hastanelerin bu muafiyetten yararlanamayacağı aktarıldı.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Muayenehane hekimlerinin özel hastanelerde hasta tedavi etmesini sınırlayan 24. maddenin 2. fıkrasındaki kota ve muafiyet hükümleri ile geçici 7. maddedeki tarih ve hastane sayısı sınırlamalarında ise 29 Ağustos 2026 tarihli düzenlemeyle değişiklik yapılmamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, 24. maddenin 4. fıkrası değiştirilmiş olmakla birlikte vaka bazlı izin mekanizması korunmuştur."
İstanbul Tabip Odası'nın açtığı davada, yönetmelikteki "kota ve muafiyet sınırlamaları ile geçici 7. maddedeki ilgili ibareler" hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararının,
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!