Uluslararası 5. Balkanlar'da Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu sona erdi

Türkiye Maarif Vakfı ve Tiran New York Üniversitesi Balkan Araştırmaları Merkezi işbirliğiyle düzenlenen 5. Uluslararası Balkanlar'da Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu sona erdi. Bildiriler UNYT Press'in bildiri kitabında yayımlanacak.
Balkanlar 'da Türkçe öğretimine ve Türkoloji alanına ilişkin akademik çalışmaların değerlendirilmesine, bölgenin dil ve kültür mirasının araştırılmasına ve farklı ülkelerden bilim insanları arasında yeni işbirliklerinin geliştirilmesine katkı sunmayı hedefleyen "5. Uluslararası Balkanlar 'da Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu" sona erdi.
Sempozyum, Türkiye Maarif Vakfı , Tiran New York Üniversitesi Balkan Araştırmaları Merkezi işbirliğiyle düzenlendi.
Uluslararası Balkan Üniversitesi'nde gerçekleştirilen sempozyumda, Prof. Dr. Metin İzeti, Raif Vırmiça ve Doç. Dr. İsa Sülçevsi'nin katıldığı " Balkanlar 'da Sözlü Kültür" başlıklı paneli Prof. Dr. Mustafa İsen yönetti. Balkan edebiyatında Yunus Emre, Mevlana ve Niyazi-i Mısri'nin etkileri ile Kosova'daki Melamilik ve mevlit geleneği panelde ele alındı.
Sempozyum kapsamında ayrıca Necmettin Erbakan Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı İcra Heyeti, Prof. Dr. Mehmet Gönül'ün genel sanat yönetmenliğinde "Dilden Dile Balkan Türküleri" başlıklı müzik dinletisi gerçekleştirdi.
"Türk ve Müslüman halkın ortak hafızası Çanakkale"
Prof. Dr. Ertuğrul Karakuş, "Kayıp Ruhun İzinde Sözlü Tarih-Hatıra Derlemeleri: Makedonya'dan Çanakkale'ye" başlıklı bildirisinde, Makedonya bölgesinin, Osmanlı Devleti yönetiminde kaldığı 14. asırdan 19. asır sonlarına kadar Türk-İslam kültürü ve medeniyetine bağlılığını her fırsatta gösterdiğini anlattı.
Karakuş, "Bu 'benimsenme' durumunun karşılıklı olması, günümüze ulaşan bağların da teminatıdır. Ancak teknoloji ve Batı kültür emperyalizminin gençlik üzerinde olağanüstü hızlı ve güçlü tesiriyle bu bağların, evvelki nesillere nazaran, nicel ve nitel olarak zayıflama tehlikesi hem Makedonya bölgesinde hem de tüm Balkan bölgesinde son derece mühim bir tehlike olarak belirmeye başlamıştır. Türkiye ile o bölgede yaşayan Türk veya Müslüman halkın ortak hafızasının büyük bir bölümünü Çanakkale hatıraları tutmaktadır." diye konuştu.
Prof. Dr. Mehmet Celal Varışoğlu, "Leyla Şerif Emin'in Şiirlerinde Göç Bağlamında Kültürel Anahtar Sözcükler" konulu sunumunda, Balkanlar 'dan Anadolu'ya göçün, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan 1989 Bulgaristan zorunlu göçüne ve Yugoslavya'nın dağılışını izleyen yıllara kadar 100 yılı aşkın süre dalgalar halinde devam ettiğini, bunun gidenler kadar Balkanlar 'da kalanların hayatını da derinden etkilediğini söyledi.
Göç deneyimlerinin yansımasına değinen Varışoğlu, şunları kaydetti:
"Kuzey Makedonya Cumhuriyeti vatandaşı Türk şair Leyla Şerif Emin'in basılı tek şiir kitabı olan Bir Üsküp Masalı'nda göç deneyiminin hangi sözcükler etrafında kurulduğunu belirlemek ve bu sözcüklerin taşıdığı kültürel anlamı ve toplumsal gerilimleri yorumlamak gerekiyor. Göç etmeyip kalanlardan olan şair, Yugoslavya'nın dağılışı sırasında ve sonrasında yaşanan göçe tanıklık etmiş, önceki dalgalar ise şiirlerine aktarılmış bir bellek olarak girmiştir."
"Bahçıvan ve Ölüm" ile "Beyhude Ömrüm" karşılaştırması
Bulgar edebiyatından Georgi Gospodinov'un "Bahçıvan ve Ölüm" romanı ile Türk edebiyatından Mustafa Kutlu'nun "Beyhude Ömrüm" adlı uzun hikayesinde bahçe konusunu ele alan Öğr. Gör. Dr. Esma Nur Çetinkaya Karadağ da şu değerlendirmede bulundu:
"Her iki eserde de bahçe, yalnızca bitkilerin yetiştirildiği bir mekan olmaktan çıkarak karakterlerin hayatlarına anlam veren, aidiyet kurdukları ve kendilerini ifade ettikleri temel bir alana dönüşür. Beyhude Ömrüm'de esas karakter Yadigar, taşlık ve verimsiz bir araziyi bahçeye dönüştürmeyi hayatının en önemli amaçlarından biri haline getirirken, Bahçıvan ve Ölüm'de bahçe, anlatıcının babasının kendisini ifade ettiği, hayata tutunduğu ve dış dünyayla ilişki kurduğu temel mekandır."
Arş. Gör. Dr. Ali Mehmet Gürsel, "Boşnak Fıkralarında İstanbul: Kültürel Bellek ve Şehir İmgesi" başlıklı sunumunda, diğer şehirlere nispeten, İstanbul'un Boşnaklar için ayrı bir önemi olduğuna dikkati çekerek, şu bilgileri verdi:
"Boşnaklar, bugün de İstanbul'u Mekke, Medine'den sonra İslam dünyasının en önemli şehri olarak görmeye devam eder. İstanbul, artık ne payitaht ne de hilafet merkezidir ama Boşnakların bu şehre duydukları özlem ve hürmet değer kaybetmeden süregelmektedir. Bazı Boşnak fıkralarının konusu İstanbul'dur ya da olaylar doğrudan İstanbul'da geçmektedir."
Balkanlar 'da Türk halk şiirinin tarihsel gelişimi ve kültürel sürekliliği izlenebiliyor
Dr. Öğr. Üyesi Gülçin Balat, " Balkanlar 'da Türk Halk Şiiri Geleneği ve Temsilcileri" konulu sunumunda, Balkanlar 'ın, Türk halk şiirinin tarihsel gelişiminin ve kültürel sürekliliğinin izlenebildiği önemli sahalardan biri olduğuna vurgu yaparak, "Osmanlı dönemindeki fetih ve iskan hareketleri, Anadolu'dan bölgeye gelen dervişler, ordu şairleri ve gezgin aşıklar, geleneğin Balkanlar 'a taşınmasında etkili olmuştur. Bölgede doğup yetişen şairler ise bu birikimi yerel deneyimlerle zenginleştirerek sürdürmüştür." açıklamasını yaptı.
Eyyup Bostancı, 16. yüzyılda Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu'nun elçisi olarak Osmanlı coğrafyasına gelen Ogier Ghiselin de Busbecq'in ünlü Türk Mektupları adlı eserini, Balkan sözlü kültürü ve halk bilimi bağlamında inceledi. Bostancı, Busbecq'in uzun yıllar süren seyahatleri esnasında Augustus Mabedi'ndeki yazıtların Batı literatürüne kazandırılması, tiftik keçisi ve lale soğanlarının Avrupa'ya taşınması gibi bilimsel ve kültürel keşiflere de imza attığını dile getirdi.
"Benim Adım Aylamaz dizisinde dinamik kültürel bellek alanı var"
Dr. Öğr. Üyesi Emine Ulu, tabii dijital platformunda yayımlanan 10 bölümlük "Benim Adım Aylamaz" dizisinde Balkan sözlü kültürü ve kültürel belleğinin hangi unsurlar aracılığıyla temsil edildiği üzerinde durdu. Ulu, dizide Balkan sözlü kültürünün folklorik bir dekor olarak sunulmadığını, geçmiş ile bugün, birey ile topluluk ve gelenek ile modernlik arasında ilişki kuran dinamik kültürel bellek alanı olarak yapılandırıldığını aktardı.
Dr. Firdevs Kapusızoğlu, "Saltukname'den Fantastik Çocuk Edebiyatına: Anlatı İmkanları ve Uyarlama Sorunları" başlıklı
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!